27 Temmuz 2012 Cuma

Tesadüf..

Bebeklerin doğum tarihinin ananeciğimin ve hiç bilmediğimiz kuzunun kaybetme tarihine denk gelmesi.. İkisini göklere uğurladığımız aynı gün de Rabbimin beni iki minik melekle kucaklaması.. Ve bunu bana rüyamda ananeciğimin fısıldaması..
Tesadüf değil, tevafuk belki de..
Şükür.

24 Temmuz 2012 Salı

20. haftayı selamlamışken..

Zor geçti çok zor..

Hala kusmalar devam ediyor.
Ne yatabiliyorum, ne kalkabiliyorum.Şimdiden böyleyse son haftaları düşünemiyorum.Dogum tarihimizi 15 aralık olarak belirlediler ama o kadar dayanabilir miyiz bilmiyorum.
20. haftayla göbegim birden kocaman oldu.Şaka gibi..Totalde 5 - 6 kilo aldım.Ama çok daha şiş hissediyorum.Sıcakların da etkisi var sanırım.
Bulantılarım bi nebze azaldı ama hala geçmedi.. Geriye dönüp baktığımda sudan kusan biri olarak oldukça iyileşmiş görüyorum kendimi,böbrekte büyüme var ama dayanılmayacak gibi değil.Tahammülsüz olduğum tek şey sıcak.Klima altında bile nefes alamıyorum.Geceleri uyku haram.Kasılmalar zorluyor..Klasik hamile şikayetleri :) Ay sonunda şeker yüklememiz var umarım onda da bir sıkıntı çıkmaz..

Çok güzel geçti çok..

Bir kızımız ,bir oğlumuz oluyor.Detaylı ultrasonumuzda hiç bir sıkıntı çıkmadı,ayrı yumurta ikizleri,bu bizim için büyük bi şans hastalık riskini oldukça azaltıyor.
Bol bol alışveriş yapıyoruz , bol bol hediye kabul ediyoruz.Ailelerimiz,dostlarımız bize fırsat kalmadan dolaplarını donattılar.Şanslıyız.Çok şanslıyız.
Tekme olup olmadıklarını anlayamadığım kasılmalardan dün bir tekmeyle nasibimi aldım,öyle ki uykumdan uyandırdı,lokum karnıma vurdu sandım.Bi baktım lokumum taa nerelerde kıyamam :)
Kiloları,boyları 10 gün kadar ileride maşallah.
Oğlum çok yaramaz :) Detaylı ultrasonda kızımın suratını hiç göremedik çakal carlos eliyle ayagıyla kızımın suratını kapaya kapaya bi hal oldu :) Rekabet ana karnında başladı :)
Kilo olarak kızım daha gerideydi,oğlana yetişmiş :)
Kokuları burnumda sanki..
Çok yakışıklı,kocaman,güçlü bir babanız,dünya tatlısı en az sizin kadar bebek 4 ayaklı nazlı bir kardeşiniz,kocaman bir aileniz,teyze güzelleriniz var.Tek eksiğimiz sizsiniz.Ama sakın erken geliyim demeyin,biz bekleriz sizi annecim..





Ailede hiç ikiz var mı ?

Kısa aralıklı ilk iki dr kontrolümüzü ve bütün detaylı testlerimizi başarıyla atlattıktan sonra üçüncüsünün gelmesi için gün sayıyorduk.Hamilelik tahmin ettiğimizden farklı geçiyordu.bütün ailede en dayanıklı bilinen ben resmen sürünüyordum.İnanılmaz bir bulantı,çıkarma ve sancı vardı.20+ kusmalarda sıvı kaybını önlemek için serum takviyesi ve sürekli bir hastalık hali.. Dayanamayacağımı düşündüğüm anlar oluyordu.Bir hamileliğin başlangıcının bu kadar zor geçebileceğine inanamıyordum.
Sonra bu ağrıları daha önce de çektiğim aklıma geldi,nasıl unutabildiğim konusunda bi fikrim hala yok.Belki hep hamilelikle ilgili olduğunu düşünüdüğümüz içindi.Taş düşürüyor ve kum döküyordum.Drumla paylaştıgımda olabileceğini hamileliğin tetiklediğini söyledi.Kendime metanetsizlikten kızmakta ne kadar haksızlık ettiğimi anladım.Böbrek ağrısını çeken bilir.


"Emin misiniz?"



Beklediğimiz gün gelmişti.Bu sefer kalp atışlarını duyabilecektik.Heyecan dorukta bekliyorduk.Bu sefer Ersan'da yanımızda olacaktı.Tabi ki korkum devam ediyordu.
Kontrol basladı.Bi 3-4 dk odada çıt çıkmazken sessizliği Engin Hoca bozdu.

"Aile de hiç ikiz var mı?" Cevaplarımız bol miktarda evetti.
Bebekler ikiz Senem'cim dedi..Belki cogu insan çok sevinebilir ama benim ilk tepkim pek yakışıksız bir biçimde  drun elini itip yalan söylüyosunuz oldu :) Sakinleştik ve milyon kere emin misiniz diye sorduktan sonra hoca kalp atışlarını dinlettirdi.bu sağ kese,bu sol kese"tak tak tak tak tak tak"...
Mucizevi bir an..


"Ama riskler.."

Muayene odasından çıktıgımızda ikimiz de şoktaydık.Drumuz risk odaklı çalışan biri , normalde tüp bebek dru olduğu için sayısız çoğul gebelik ve kayıplar görmüş.Bunu bize deklare etme yöntemi hala benim için bir eleştiri konusudur.Kendisiyle de paylaşmışımdır.Ama o insanların riske çok zor ,rahatlığa çok kolay alıştığını ve yaşama duruşunun bu şekilde olduğunu nedenleriyle anlattı.İkiz gebeliklerde sakat doğum oranının %30 olduğunu,erken doğum riskini,bebeklerin kaybedilebilme olasılığını, 2li 3 lü testlerin yapılamadığını,böbrek büyümemin artacağını,bütün risk ve olasılıkları anlattı.Daha sevinemeden karalar bağlamıştık.Bu kadar detay ilk öğrendiğimiz anda gerekli miydi hala bilmiyorum..Redüksiyon yaptırabileceğimizi ama bunun kişisel bir karar olduğunu anlattı.Biz de redüksiyon gibi bir durumun tıbben zorunlu olmadıkça söz konusu olmayacagını bundan sonrasına bakmamız gerektiğini söyledik.Ben güveniyordum bize.Başarıcaktık bence..
Ananeciğimin dediği gibi "hayırı şerle çağıramazsın" İyi düşünecektik ki iyi olsun..
Ve 5 kişilik kocaman bir aile olma yolunda ilk adımımızı atmış olduk.
İçimde kumum,taşım ve işçilerim vardı.İnşaata hazırdık artık :)

Yeni bir başlangıç..

Nereden başlayacagımı bilmediğimden bu kadar ayrı düştük belki de..
Şimdi de pek bildiğim söylenemez ama bi yerden başlamak gerekiyor.
Planlarımız dahilinde bir bebek sahibi olmak vardı.Zaman zaman şiddetlenen,zaman zaman seneye olsun,yazı geçirelim,biraz daha bekleyelim dedirten.
Halbuki bilmiyormuşuz ki biz değil , kendileri istediği zaman geliyormuş o mucizevi an.

"Fobi deyip geçmeyin"


Utanarak en cahil insanların bile mantıkla düşünüp yenmeye çalışacağı inanılmaz bir jinekolog fobim var"dı".Hala her gidişimde dizlerim titriyor.Defalarca kapısından dönmüşlüğüm,yok yapamıycam deyip muayene odasından çıkmışlığım vardır.
Daha fazla direnmemin imkansız olduğu bir döneme girmiştim,hem çocuğumuz olmayacak endişesi taşıyıp,hem kimseye çaktırmamaya çalışıyordum.Simo ve Oya hariç :) Bunun dısında artık çocuk olmadığımı,genetik kanser riski tasıdığımı sık sık kendime hatırlatıyordum.
O güne kadar bu fobimden haberdar olmayan kardeşim,annem ve ablam öğrenir öğrenmez Ersan'la iş birliği içerisinde bir randevu almışlar.Annemin boyle alaturka huyları asla olmasa da artık sağlığım için nası endişe ettiyse bu randevu için bana yemin ettirdi.Ve bütün kaçış yollarımı kapadı.
Prof.Dr.Engin Oral'ın muayenehanesinden içeri girene kadar Ersan'ın sıkmaktan kolunu morartmışım farkında değilim.Garibim de" ne yapacaklar karıma acaba içerde,canı çıksa sesi çıkmayan kadın tirtir titriyo" diye düşünüyormuş.
Engin Hoca'ya daha önce hiç muayene olmadığımı söylediğimde ki bakışı gördüğümde nasıl utandığımı anlatamam. Kızım Senem içerde bayılsan da , kussan da sık dişini gerçekten yanlış yoldasın dedim.
O safhayı atlattık zor olsada.Simir testi ve gerekli taramalar,kan testleri ölçümler yapıldı.Sanırım drum bu bi daha gelmez korkusuyla ne geliyorsa aklına uyguladı. :) Muayene sonrası ben korkularımı anlattım,o çözümlerimizi.Çok sağlıklı olduğumuzu ve korkmam için hiçbir neden olmadığını anlattı.
Ancak süreci hızlandırmak istersek aşılamayla başlayabileceğimizi belirtti.Tabi ki aşılama ve tüp bebek tedavisi sancılı ve zorlu bir süreç ikimizde bu kadar sağlıklıyken sırf süreci hızlandırmak için böyle bir yola başvurmak ikimize de haksızlıktı,bunu biliyordum.Ama bebek işini daha tam isteyip istemediğine karar veremeyen,Ersan'ı fikirden vazgeçirmeye çalısan,rafa kaldıran ben birden o saniye çocugum olsun istiyordum.Bu hissi ancak yaşayan biri anlayabilir.
Yıl dönümümüz için çıkacagımız kısa tatil ve sonrasında Ersan'ın iş için yurtdısı gezisi bitince beklediğini söylerek bizi yolculadı Engin hoca.

"Galiba hamileyim"


Senelerdir pms düzeni bozulmamış biri olarak 3-4 günlük bir gecikmem vardı.Hava değişimine,şuna buna bağlasam da içim de ufak bir umut yok değildi.Lokum sürekli kafasını karın boşluğuma dayayıp koklayıp uyuyordu.Ama daha yeni drdan gelmiştim ve regli sancısına benzer ağrılarım vardı.4. günün sonunda test yapmaya karar verdim.Test pozitifti.Bir tane daha yaptım ve bir tane daha.Evet pozitiflerdi.Ama bu imkansızdı.Dr muayenesi,geziler,işler bu ay böyle bir beklentim yoktu zaten.Oturmuş düşünürken kuzenim aradı.Söyleyeceğini bile dinlemeden"Derya galiba hamileyim.. "dedim. Hemen düzgün bir yerde kan testi yaptırmamı kendisinin de hemen geleceğini sonuçları beraber alacağımızı söyledi.Sesi benden heyecanlıydı. Bu sırada kardeşlerimi aradım, Ersan'ı gereksiz heyecanlandırmak istemiyordum.Testlerin fotolarını yolladım kardeşim bence % 100 dedi.Simo heyecandan konuşamadı..Ablam bence kesin dedi.Ve Ersan'ı aramaya karar verdim.Kan testi sonucunu almadan ikimizin de fazla ümitlenmemesi gerektiğini telkin etti.Biraz bozulmuştum ama onu da anlıyordum.Hayal kırıklığı yaşamamızı istemiyordu ve beklediğimiz ay bu ay değildi.Ben testi yaptırıp eve geri geldiğimde kuzenim de gelmişti.Akşam 6 gibi alabilecektik sonucu ve saatler geçmek bilmiyordu.Mailime sonuçlar düştüğünde büyük bir hüsrana uğradım.Çünkü sonuçlar internetten araştırdığım yükselen değerlerle alakasızdı.Ve druma o esnada ulaşamıyordum.Ersana hamile değilim galiba diye mesaj attım.Akabinde Engin Hoca aradı.Sonuçlarımın geldiğini hamile olduğumu,değerlerimin çok yüksek olduğunu,rahat olmamı ve beni randevu tarihinde görmek istediğini söyledi.
O esna da arkadan defalarca arayan Ersan'a telefon açtım.Sakın üzülme diye beni avutmaya çalışırken ,aramızda her zaman dalga konusu olan "Tamturumu isterim sevgilim hamileyim.."dedim. O iste verdiğim haberin sarhoşluğunda yaptığım espriyi bile anlamadan,bi süre inanmayıp"Sana tamturlar kurban olsun ,ellerim titriyo,yoldayım ,geliyorum" dedi.
İlk o an Ersan'ın beni üzmemek için bu bebek konusunu ne kadar içine attıgını,istemeyişimi bile nası sineye sessizce çektiğini anladım. Tapınağım benim..Kıymetlim..

"Mucize"


Tabi ki dayanamayıp ertesi güne sıkıştırılmış bir randevu alıp hocanın kapısına koştuk.Çünkü kan testi doğrulasa da kese oluşmuş ama bebek düşmemiş olabilirdi.Şüphe olsun istemiyorduk aklımızda.
İste minicik kesecik oradaydı.Mucizemiz oradaydı , bir elma çekirdeği kadardı ve yaşama tutunmaya çalışıyordu.Ve mutluluk hiç ummadığın zamanlarda seni bulabiliyordu...



28 Şubat 2012 Salı

Dost dediğin..

"Acıyan yerlerini öpecek biri varsa hayatında... önemli olmaz düştüğün yerler, atıldığın kuyular, aldığın yaralar, yalan çıkan bildiğin tüm doğrular... İşittiğin tüm kötü sözlerin yeri bile, çabuk iyileşir o zaman... Nasihat etmeden, küçümsemeden dinleyen, anlatırken bile geçecekmiş gibi gelen, yuva sıcaklığında bakışlarıyla içini ısıtan, seni olduğun gibi kabul eden, değiştirmeye çalışmayan, istediği kalıplara uymasan da seni sevmekten vazgeçmeyen biri varsa eğer... Korkma incinmekten..!! Bırak sıyrıklar olsun dizlerinde !Öper ve geçer.."





                                                       
                                                       ağzına sağlık janet

10 Şubat 2012 Cuma

İyi şeyler de oluyor mu ki?

Ben kurtaran adamın, yanındakilerin şakalaşmalarında bile
" korkuyor "
diye izin vermediği anda dağıldım.

Oluyor iyi şeyler,olacak.

Biz burada iyiysek,oralarda da iyi birileri olacak.

Olmalı.


Every time you start to think there are no good people left, something happens that restores 
faith in humanity. 



Sebzeli Kabak Sote

Tek kelimeyle yummmmyyyyyyy.
Mis mis.Bi de hafif ki.Yapın yiyin teşekkür edeceksiniz :)

Yeşil soğanları doğruyoruz.(yıkadığımız yeşil soğanları yazıyoruz ya ne saçmalıyoruz anlamak mümkün değil.Hayır bu tereddüte düşeceğimiz bişi değil ki çamurlu mu yiyeceğiz neyse :/)
Yeşil soğanları,Yeşil acı bahçe biberi (2 adet ), kırmızı biberi (2 adet) ,kabakları (3 adet) doğruyoruz.
Yeşil soğanlara 2 diş doğranmış sarımsak,biberleri ekleyip kavuruyoruz.Üzerine küp doğranmış kabakları ekliyoruz yine kavuruyoruz. yarım fincan su ve dilediğimiz baharatları ekliyoruz,kısık ateşte 15 dk pişiriyoruz.Pişirme süresi ocağa göre değişecektir haliyle.Ocaktan almaya yakın toz nane ekliyoruz üzerine.Yoğurtla servis ediyoruz.Rejimde olmayanlar üzerine biberli yağ ekleyebilirler.Ben naneyi evde kurutuyorum çok daha lezzetli oluyor. Bitmiş halinin fotosunu çekmeyi unuttum,hatta çektiğim de foto değil videoymuş :/ Ama rengarenk eğlenceli bir sunumu var.Afiyetler olsun.



Kuzu gerdan

Ben yemem yazık ya dediğin bişeyi eşin isteyince eşşek gibi pişiriyomuşsun.
Yazık olm ya biz otla da beslenebiliriz ki :(
Benim sevgilim gerdan üstüne parmaklarıyla beslendi.Oldukça beğenildi ev halkı tarafından.Bense kapuska yedim.:/
Sadece zaman gerekiyor.Uğraştırıcı bir kısmı yok..
İyice yıkadığımız,taze çektiğimiz karabiber,kekik ve toz biberle geceden marine ettiğimiz gerdanları 1-2 çay bardağı su koyduğumuz düdüklü tenceremizin dibine diziyoruz.Sıfır yağ koyuyoruz zaten gerdan yeterince yağlı.Üstüne isterseniz soğan sarımsak dizebilirsiniz.Ben soğanları közlenmiş olarak servis edeceğimden bütün sarımsak ekledim.Zaten eriyorlar etin içine karışıyor lezzeti.Son olarak kapağını kapıyoruz ve ocağa koyuyoruz.Burada püf nokta en küçük ocağın ,en kısık atesinde pişirmek.Ortalama 2 saat kadar kısık ateste düdüklüde pişiriyoruz.Çıkan kokudan anlarsınız zaten piştiğini.
Ben yanına nar ekşili soslu közlenmiş soğan ve ızgara hellimlli yeşil salata ile servis ettim.Soğanları folyolayıp fırınlıyoruz.Salata bildiğimiz yeşil salata zaten, üzerine ızgara tavada sotelenen hellim peynirler ekleniyor o kadar. Kuzu eti sevenlere afiyet olsun.







P.S.:Suyunu kendiniz ayarlayın.Sonra aman yandı aman tuttu vay efendim 1 çay bardağı demiştin olmasın beybiler.

Fırında diet sebzeli tavuk

Gıdaklayabiliriz yakında evet.

Öncelikle karnıbaharları buharda haşlıyoruz.(çok yumuşak olmayacak)Bu arada yağsız ızgara tavada şerit şeklinde kestiğimiz tavuk gögüsleri,kabakları,sarımsakları ve kırmızı biberleri ayrı ayrı soteliyoruz.Sotelerken kırmızı toz biber ve kimyon ekleyebilirsiniz.Çöp şişe karnıbahar,tavuk,kabak ve kırmızı biber ve sarımsak şeklinde diziyoruz.220 derece fırında 15 -20 dakika fıırnlıyoruz.Çıkarınca üzerine light kaşar rendesi yapabilirsiniz.Ya da yoğurtla servis edebilirsiniz.Afiyet olsun beybiler.



9 Şubat 2012 Perşembe

Keçi Peynirli Diyet Tavuk Sarma

Belki diyet yapan arkadaşlar vardır,işlerine yarar.Bu en lezzetlilerinden ve hafiflerinden ve basitlerinden biri.
Yemekle çocukluğumdan beri haşır neşir olmama karşın ,ilk kez tarif veriyorum.Eksik gedik olursa kusura bakmayın beybiler.

Tavuk gögsünü ince fileto yaptırıyoruz.Tuz ve biberle marineliyoruz.İçlerine misler gibi yıkadığımız taze bebe rokaları ekliyoruz.Yağsız keçi peynirlerini ayrı bir tabakta eziyoruz ve rendelenmiş sarımsaklarımızla karıştırıyoruz.Bu karışımı da rokaların üstüne ekliyoruz.İnce ucundan başlayarak sıkıca sarıyoruz.Dağılmamaları için kürdanla sabitliyoruz.Sabitlediğimiz tavuk sarmaları önce bir tatlı kaşığı zeytinyağıyla kızdırdığımız ızgara tavamızda (fırına dayanıklı bi tava seçmeliyiz) çift taraflı altın rengi alana kadar pişiriyoruz.Sonrasında aynı tava içerisinde 220 derecelik fırınımızda 12-13 dk fırınlıyoruz.Çıkan koku ve lezzet muhteşem.son derece sağlıklı ve diet.Ayrıca pratik daha ne olsun :)
Yanında kepekli makarna üzerine yağsız peynirle servis edebilirsiniz.Afiyet olsun.













Sleepiness

Şişe süt en sevdiğimden.