30 Aralık 2011 Cuma

Moşinim

Bavul yapmam lazım yine bi küçümencik ...
Daha getirdiklerimin tamamı yıkanamadı ;bi günün 24 saat olduğu gerçeğini kabul etmem lazım artık.
Son 7 senedir değişmeyen geleneğimizle Simotla bir arada giriyoruz yeni yıla.
Bu sene de Bodrum'dayız. Geçen seneyi hatırladım da neyse :)
Bir arada olmak bile iyi gelecek herzaman ki gibi bize, biliyorum.
Kocaman bahçesini ışıklarla süslemeyi planlıyorum ama bakalım dedikodudan fırsat bulursak :)
Çok özledim be burnumun direği sızlıyo aklıma her geldiğide.
Durup dururken nereden girdim aklına da taşındın gittin oralara be kadın.Olsun yılın 6 ayı oradayım ya zaten.
Mutluyum, en çok hayallerimizi gerçekleştirdiğin için belki de.
Şimdi moonlight'ta dalga sesi eşliğinde birer miller gider be.
İkizim benim.
Luca'ma bir küçük süprizim var :)
Sabaha kucağınızda, yancağızınızdayım :)


29 Aralık 2011 Perşembe

Yemelik




Tanıştırayım siyam ikizlerimiz.Koooskoca evde yer bulamadılar zaar.Yazık.

Egomania

Bir insan neden yüzüne söyleme cesaretini gösteremeyeceği şeyleri,blogundan,twitterından,adsız yorumlarından,soft ortamın herhangi bir ucundan uzay boşluğuna yazar gibi yazarak ya da  kendi çapında laf sokarak egosunu tatmin etmeye çalışır ki ? Sürekli bir kendini haklı görme havası,sıfır empati, hep "ben"cilik.Yani başına ne gelmiş de bu insanlar böyle bir karakter sahibi olmuş olabilir diye düşündürüyor insanı.

Yüz yüze konuşmada ifade yeteneğinin noksanlığından mı yoksa gerçekten hatalı olduğunu bilip kendini kandırma çabasından mı? Bir nevi 5 yaş "acımadı kii ,acımadı kii " nidası,çırpınışları.
Acıdı annecim acıdı biliyoruz.
Hem olur arada öyle.
Şimdi oyuncaklarımızı yavaşça yere bırakalım ve gidip biraz odamızda ağlayalım.Belki biraz rahatlar , kendimize geliriz.

İyi olmak gerçekten sandığımız kadar zor değil. Biraz özen istiyor o kadar.

Edit : Bu yazı kişiye özel değil aksine bunu zaman zaman yapan hepimize yazılmıştır so be cool bebişlerim calm down.

Biriktirdiklerimiz


Dün uzun bir tatilden döndüm.
Sahip olduklarıma bir kez daha şükrettim.Bu da yayın sonrası teşekkürlerimiz.


Öncelikle sevgiliye.Hayatımın en doğru kararı seninle evlenmek.Bazen kime,nerede,nasıl bir iyilik yaptım ki benim olabildin diye düşünüyorum.Sevmiyorum zırt pırt böyle ilanı aşkları ama...Benim bebek sevgilim.İyi ki benimsin.Teşekkür ederim Lokuma bu kadar iyi baktığın için ,beni o kadar güzel karşıladığın,heyecanın için,ailemle ben yokken ilgilendiğin,ben gelmeden evi temizlettiğin,annemleri organize edip, çam ağacımı kurduğun için ve tüm bunları sabah 7de evden çıkıp akşamın 10unda eve gelirken yapabildiğin, en yakın dostum  olabildiğin için.Allah ömrümden alıp ömrüne eklesin.

Sonra Birtan'a.İhtiyacımız olan her gün üşenmeden karşıdan buraya kadar gelip,kendi kuzusunu da getirip Lokum'u bu kadar mutlu ettiği , iyi baktığı,her dk yolladığı kuzu fotoğrafları ve beni hayal kırıklığına uğratmadığı için.Bazı şeylerin karşılığı para  ile ödenmiyor.Sağol kuzen :)

Kardeçime, Simotuma nefes alışımdan neye ihtiyacım olduğunu anlayabildiğiniz için.

Alberto'ya :) U know what god bless you cheeky :)

Ve Semra'ma..Canım benim..Nasıl üzdün beni o fotoları gösterince :) Olm bildiğin yaşlanmışız ya biz :) 16 sene..
Ne büyük dayanaksın bana bi bilsen.Dönerken sadece seni orada bırakışıma üzüldüm.Bi de küçücük köpekten bile ölesiye korkan ,bayılan sen, o en komik halinle "Lokum'un burada olması gerekiyorsa getir ,bu yaz yazlıkta alıştım zaten" dedin ya .. Hayatımda yerini hakeden nadir insanlardansın.15 gün dip dibe hiç mi sıkılmaz insan.Hiç mi suratı düşmez.Hasta halinle beni iyileştirmeye çalıştığını hiç unutmayacağım.İçtiğim en lezzetli çorbaydı :)
Ülkeler gezdik seninle,yaşanmışlıklar biriktirdik,beraber çalıştık,beraber harcadık,ilk kez beraber sarhoş olduk,saçını kestiler diye beraber ağladık,büyüdük..Evlendik :) Sıra da mini mini birler olsun mu :)
Benim güzel arkadaşım.Ne desem boş..Sen olmadan olmazdı bunu biliyorum.

Son olarak aradan hiç zaman geçmemiş gibi bir arada olabildiğim tüm arkadaşlarıma..
Zaman zaman yanlışlara yönelsem de hepiniz hayatımdasınız ya bi şekilde.Büyük mutluluk sebebi.
Thanks god for every single piece of my life.






19 Aralık 2011 Pazartesi

Ma italian dad

"Mutlu olmadigin bir kac ani butun hayatina,butun mutluluklarina mal edemezsin.Bu herkesten once kendine yaptigin bir haksizlik olur."
Bu kadar zeki olmak zorunda miydin Alberto ?
Hic konusmadan ne dusundugumu anlamak?
O italyan aksanin ve soguk beyaz sarabinla ustaca cevaplar vermek?
Seviyorum bu adami tum delilikleriyle.
Bi de o karavandan evin var ya o karavandan smurfs house'un onu bana ver :)

16 Aralık 2011 Cuma

The Smell

Ucakta yukardan bakarken sana, o isil isil siluetine ,seni sevgilim gibi degil de, cocugum gibi sevdigimi farkettim.
Hani ne kadar kizsa da,hani ne kadar hatalarini,kusurlarini bilse de,hani ne kadar kotu sifatlari olsa da,en kotu sozu hayirsiz olur ya annenin evladi icin..Oyle bir his iste.
Kotu ne kadar tarafi olursa olsun alip, sarilip,gogsune basmak istedigin cocugum gibisin.
Kokunu bile ozlemisim Londra ne diyim..
Iyi ki geldim.
Tek sorun 2 sevgilimi de simdiden ozledim.
Ogluma iyi bak kocam.





13 Aralık 2011 Salı

Şizofren

Kendime not:
Semy'cim tatildeyken ,evinden uzun süre uzaktayken başına bişi gelirse ve yahut ölürsen kimse gidip evinin kirli sepetini,çekmecelerini  kontrol etmez bence.Ederlerse de bu onların ayıbı olabilir.O yüzden her seyahat öncesi kendine bu eziyeti yapma.Gerçekten bak.Hem toplasan da ersan ve lokum zaten içine edecekler sen dönene kadar.Ayrıca bu konuda yeterince vasiyet bıraktığını düşünüyorum Ayşe abla'ya.
Lokum'u da Oya'ya emanet etmiştin zaten.
Be cool,be relax ma'pumpkin .Tadını çıkar tıtlımm, yorma kendini bu kadar.
Hadi uyu artık.
Öperim seni.

12 Aralık 2011 Pazartesi

Stop

Netten araştırdıklarımı baz alırsak sanırsam Londra'ya sadece Lokum'a alışverişe gidiyorum.
Ne kadar mont,tasma,uzatma,oyuncak,kupa,labrador temalı ev aksesuarı varsa görmemiş gibi beğenip listelerime ekledim.Lokum için uygun olmayan beğendiklerime ise kızlar için göz koydum.
Biri bana dur desin :|


11 Aralık 2011 Pazar

Kıymet

Anne hakkı ne ödenmez bişeydir yahu..
Oturup da, "çocuğum seviyo ama üşeniyor" diye, kilo kilo nar ayıklayıp yollamak.
Canım annem bi tanesini bile ziyan etmiycem.Söz.


Best day of the year

Doğum günü sevgilinin.


Can Yücel demiş ki "Sevgili, arayıp da bulduğun birisi değil. Hiç aklında yokken aşık olduğun kişidir."


Doğru demiş.Bu kadar farklı olmasak, bu kadar sevebilir miydim seni? Bilmiyorum..Ama en güzel sebebim,merhametlim benim.


Rabbim bize yanağında ki yara izin kadar güzel,yara izin kadar derin bir hayat nasip etsin.Yeni yaşlarımız hep beraber,hep bu kadar mutlu olsun.


Çok aşığım sana.








10 Aralık 2011 Cumartesi

İyi ki varsın..

En sevdiğim restorantlardan biri.
Bodrum mantıcısı.
Sevgili düşünmüş,belki biraz keyfim gelir diye.
O kadar açtık ki yoldan aradık.Sağolsunlar her bişeyi hazır etmişlerdi gitmeden.







Yolunuz yeşilköy'e düşerse uğrayıp bi lezzetlenin derim.
Çayımız da karanfilliydi.
Mis mis.


Teşekkürler sevgilim.

9 Aralık 2011 Cuma

Seneyi Devriye

Bugün tam bi sene oldu.
Özlem.
Tek hissettiğim.


Ananesiz kalmak ,öksüz bir annenin çocuğu olarak yaşama devam etmekmiş,çocukluğunuzda ki bir çok şeyin öznesinin yitmesiymiş,içinizin eksilmesiymiş.Çok özlemekmiş...Acısı geçse de yokluğu eksilmeyenmiş..




Ve keşke daha çok fotograf biriktirebilseydim demekmiş.

8 Aralık 2011 Perşembe

Parçalar ayol bunlar çocuğu..


Ağzını burnunu bile yalarlar yahu.Pis pis ıyhhkk.Zaten çiğ et,çiğ kemik fln da yiyolar.
Uyurken yiyiverirler vallahi.
Alimallah.
















İtlerim benim.





Mix

Buraya aynı anda hem yemek tarifi,hem gezdiğim yerleri ,hem lokumu, hem giydiklerimi yazsam olur mu ? Olmaz bence :/
Kendim sordum,kendim buldum.
Aman boşverelim, Bülent Ortaçgil dinleyelim,şarabımız da var. Bu saatte pek tatlı gider.
http://fizy.net/#s/1ajbdn

Tık tık tık

Bi kere de kapıda bekletmeyin arkadaşım!!! Ben yapsam ,bi gel dediğinizde gelmesem, hemen yüklenirsiniz ama bana.Şurda size zahmet olmasın diye tasmamızı bile ağzımızda taşıyıp, kendi kendimizi gezdiriyoruz.Pes.Kendime yeni bi kapı bakıyorum haberiniz olsun,bıktım bunlardan.Sahibinden az kullanılmış labradort.Az yerim , çok gezerim,kızları severim,düzen beklerim.şartlar uyarsa görüşelim beybiler.




the wish fairy

Tek bir hakkım olsa..
Tüm o kötü muamele gören,soğukta,açıkta,açlık,yokluk çeken varlıkların ayırt etmeden hepsinin kurtulup, hiç acı çekmeyecekleri ,mutlu yaşayacakları bir hayata kavuşmaları için kullanırdım.
Ersan sonsuz zenginlik iste ,hem onları kurtarırız, hem bizi diyor ama..Ben güvenemem şimdi ,bi yerlerde aç bi kedi yavrusu,kimsesiz bi köpek,üşüyen bi çocuk  dikkatimden kaçmış olabilir,farkedememiş olabilirim.Bu riski almaya değmez.Son kararım.
Keşke be..
Allah'ım senin sonsuz hakkın varken bu çileleri niye ki ?
Neden tecavüze uğrasınlar,taciz edilsinler,öldürülsünler,işkence görsünler,açlıktan,sefaletten sürünsünler?
Hadi anlaşalım.Sen sadece ifade gücünden yoksun hayvanları ve çocukları koru,kutsa ,büyüyünce biz kendimizi koruruz olmaz mı ?
Olur bence.




5 Aralık 2011 Pazartesi

Kendime notlar..


Büyüdü be eşşoğlusu.
Şuan 35 kilo ve artık kucağıma almakta zorlanıyorum.
En sevdiği varlık hala benim.
Tavuklu barfla besleniyor.Bundan karşılıklı mutluyuz.
Sağ arka ayağı arada hala beni korkutuyor , çekiliyor ama genel olarak çok sağlıklı.
Çok tüy döküyor bu aralar.
Kendini korumaya başladı.Hırlaştığı köpekler oluyor arada sonra acayip bi ses çıkarıyor hoşuma giden. (evet ne olmuş?)
Dün hayatında ilk kez eve çişini yapmış.Biz evde yokken.Yataga hemde.Çok yüzmüştü ,deniz suyu çok içmişti.Eve geldi 2 tas daha su bitirdi.Tutamamış.Çok sıkıştı demek ki ,dayanamadı.
Gitmiş bi de saklanmış 2 saat aradık evde.Hala morali  çok bozuk.
O mahçubiyetini yerim senin.Tek üzüldüğüm bu mahçup hallerin oldu.
Kıyamam ben sana, olan Ersan'ın bebeklik yorganına olsun bişi olmaz.
Olur olm öyle kazalar arada :)
Taparım her bi hücrene.





Matilda

Sevgili dostum aynı senin küçüklüğün değil mi sence de? Bi dizinde yaraları eksik.Değilse bile en azından bence öyle, ki kabul görmesi gereken bi durum bu.
Öyle dedim.
Hı bi de ne derler, ben dedim oldu.
Filmi mutlaka izlemesin.
Mara Wilson'ım benim.
Öperim.




Kardeş olabilmek..

Ablamın doğum günü..
Ve bu hiç okumayacağı  bir özür yazısı..
Ne zordur abla olmak.İçin için kemirirken artık sahip olduğun tüm sevgilerini bir başkasıyla paylaşacağını biliyor olmak,en yüksek koruma güdüsüyle üstüne kapanırsın ,başka çocuklardan dayak yemesin diye.Sen dövebilirsin ama, o ayrı..

Sonra bir küçük kardeş daha gelir.Büyük ablanın papucu dama atılır.O artık oyunlarda hep yalnızdır.Küçük kardeş ortancanındır ve paylaşılmaz.Büyük ablayla o günden sonra lego bile oynanmaz.
"Ama anne sandalyenin altına kardeşimle anca sığıyoruz ona yer yok."
"Biz bitirelim o oynar."
 Kuzinenin 2 yanını bile paylaşmıştık,sınırlarımız vardı.Sol taraf minik kardeşle benim,sağ taraf büyük ablanın.Yine tek..
Ah en büyük pişmanlığım..Ah bi geri dönebilsem.Ah bi geri dönüp sarılıp, yalvarıp onu da oyunumuza alabilsem , yalnız ,yapayalnız ,o aptal kuzenime mecbur bırakmamış olsam...
Çoğu zaman üvey kardeş olduğumuzu düşünürdüm.Yoksa göz bebeğim kardeşimi bu kadar severken ablama neden bu kadar..Seviyordum çok seviyordum ama o yokmuş gibi davranıyordum.
Anneme çok kızıyorum bazen..Nasıl fark edemez insan diye..O da çok pişman biliyorum,daha da dillendirip onu da üzmenin bir anlamı yok.Ama kızıyorum elimde değil..
Londra'da başbaşa bir evde kalana kadar kıymetini anlamadık birbirimizin.Binlerce km ötede evimizden..
Kardeş sevgisi başka, bambaşka..O ki kendi başına gelirken aynı şeyler düşünmezken ne olacağını, kardeşine olabilme ihtimaliyle içi ezilir insanın.Hemen dikenlerini çıkarır dışarı,yumuşak korunaklı içine alır.İyileştirmeye ,korumaya çalışır olanca aklıyla,gücüyle.
Annenin en büyük hediyesidir onlar sana.Kıymetini bilmek lazım.
Vakti zamanında..

Canım,güzel ablam,
Geri getiremeyeceğimi bildiğim tüm çocukluk anıların için senden binlerce kez özür dilerim.
Benim "panço" yiyememe nedenim de bu belki..
Senin annemin "minik kuşu" olma nedenin de..
Seni çok seviyorum.
Çok.
Doğum günün kutlu olsun.








17 Şubat 2011 Perşembe

Bugünün süprizi

2 senelik evimizin tüm tesisatının değişeceğini öğrenince çok üzüldüm,yapılacak işleri öğrenince delirdim.Sinirlendim.Ertesi günden korkarak uyudum.
Sabah şu görüntüyle uyandım, yataktan mutlu kalktım.Hatta sevdiceği uyandırdım bu şarkıyla zorla dansettirdim .Delisin sen nidaları işittim.Daraay diraaayy dedim, kikirdedim.
Ustaları gülümseyerek karşıladım.Şaşkınlık yarattım :)
Sonra canımı sıkacak saçma bir telefon aldım.Acısını sevdicekten çıkardım.Daha lafım bitmeden pişmanlığını yaşadım.Gönlünü aldım.
İçerden gelen gürültülere aldırmadım kendimi telkine çalıştım.
2 saat sonra şu manzaralarla karşılaştım.
ebeveyn banyosu

ana banyo

Bitmez burası diye ağladım.Nasıl temzilenir diye karalar bağladım.Çalan kapıyı açtım.Bir zarf aldım,kenarından yırttım,dost süpriziyle karşılaştım.

Poster olmuş fotomuza baktım.

Defalarca Güzin'imin yazdığı notu okudum , çok duygulandım.

Tekrar fotografa,tekrar nota baktım.Bir kez daha anladım.
"Böylesine için akarak sarılabileceğin biri varsa hayatında ve seni sevgisiyle - bağlılığıyla kutsayan bir oğlun..Dostların varsa en umulmadık anda süprizlerle karşına çıkacak,değirmenlere karşı yanında durabilecek..Ailen varsa boşluktan kendini sırt üstü bıraktığında tutacaklarına %100 inandığın.Sağlığın varsa tüm bu güzellikleri duyarak,soluyarak,görerek yaşayabileceğin.Şükretmek gerek.Sadece şükretmek ve derin nefesler almak.."

Kocaman derin nefesler aldım.Annemin harmanladığı çayı demledim.Dostlarla yudumladım.Ustalara izzeti ikram yaptım.Herkesi yolculadım.İnşaata dönmüş evime baktım.Hatırladıklarımı unutmadım.
Bu notu yazdım.
Bu şarkıyı dinledim..
Herşey biter hayat kalır dedim.
Kaydımı yayınlarken Güzin'i aradım.

16 Şubat 2011 Çarşamba

Ev arama sorunsalı..



Ev arıyorum.Gerçi sürekli arıyorum. :)
Şu evi aldığımızdan beri gün yüzü görmedik desek yeridir.(belki ben muhite bir turlu alısamadığımdan herseye sarıyor da olabilirim) Bu evi almadan önce ne kadar da çok istiyorduk halbuki .İnsanın haleti ruhiyesi değişiyor..:)
Hatta o kadar değişiyor ki evin nerede olacağı konusunda bir türlü karar veremiyoruz.
İlk ataköy,yeşilköy diyorduk.Sonra ben tüm çevremize uzaklığından hallenerek vazgeçtim.
Sonra cihangir mi olsa dedik.Ersan park sorunsalı nedeniyle vazgeçti(ama ikna edebilirim)
Şimdi Etiler,Levent,Levazım,Sarıyer olabilir diyoruz.Diyoruz ama kocamın onca saat trafikte kalmasına da gönlüm razı olmuyor bir yandan.(Şirketimiz  ikitelli'de) En son 2 gecedir lokum'u gezdirme bahanesiyle keşfettiğimiz parkları nedeniyle Florya'ya da ısındım.(orası da deprem bölgesi gerçi)
Arada bahçeli bir ev olsun die bahçeşehir de diyoruz.
Kararsızlıklar silsilesinde boğuluyoruz.
Bana kalsa erenköy-suadiye arasında bir mekanda konuçlanır ömür geçiririm ama kısmet :(
Neticeye gelirsek..Köpek ve çocukla rahat edeceğimiz, avrupa yakasında (maalesef), nezih bir ilçe arıyoruz.Önerilere açığız :)

14 Şubat 2011 Pazartesi

Kızımız hamileeee :)

Bir pazartesiye 4 post fazla oldu farkındayım ama dolu dolu bir haftasonu ve pazartesi oldu :)
Bebişler geliyoo :)Sevgililer günümüzün en büyük hediyesi bu oldu.Kokuları şimdiden burnuma geliyor.
Son 20 gün.Çok şükür şimdilik hiçbir sorun yok.



Bunlar da seneler önce ki ilk bebeklerimiz.
2sini mutlak ölümden sevdicek kurtarmıştı.
Birini kordonuyla boğulmak üzereyken kurtarmıştı.Diğeri ise en son yavruydu.Uzun süren doğum esnasında sona kalınca plasenta suyuyla boğulmuştu.Nefes almadığını görünce yavrunun ağzıyla kendi ağzı arasına kağıt havlu koyup içine doğru çekmeye başlamıştı.Yaklaşık bir top havlu kağıt neticesinde bebeği hayata döndürmüştü.Hala hatırlayınca ağlamamak için zor tutarım kendimi,tüylerim diken diken olur.O minicik patilerin yeniden hareket ettiğini görmek gerçekten ilahi bir an.Bu adamı neden bu kadar çok sevdiğime dair sebep bulmam hiç zor olmuyor.

Şimdi yeni yavrular geliyor.Nasıl güzel bir heyecan,kalp çarpıntısı.
Hadi bizim güzel kızımız az kaldı 5 yavrunu da sağlıkla getir bu dünyaya.Onların da güzel kaderleri olsun.Senin gibi asil,özel olsunlar.
Beklemedeyiz.:)

Sevgiler günü.


Onlar benim canlarım.
Benden önce gelenlerim.
En kıymet bildiklerim.
Mutluluk sebeplerim.
Bir ömre sığmayacak kadar sevdiklerim.
Sevgililerim...


Ve bugün sözde sevgililer günü..
Mutlaklıkla zorunluluktan alınan hediyelerin,insanların ellerinde çiçek balyalarının,yemek organizasyonlarının psikolojik dayatmalarla yapıldığı gün....
Benim için sonsuz manasız.
Sadece sevgililer günü değil tek bir güne konuşlandırılmaya çalışılmış tüm günler manasız benim için.
Bende önemli olan "doğduğun ve tanıdığın" gündür.Bu yüzden sevdicekle yıllar sonra tanıştığımız gün evlenmeye karar verdik.
Evlilik hayatını baz alarak konuşuyorum.Ortak bir bütçe üzerinden yürütülüyor hayat.Çok şükür ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek standartlara sahibiz.Öyleyse bu her bilmem ne gününde hediye beklemek neden ? Hediye bir ihtiyacını gideriyorsa işlevseldir bence. Tüketim toplumunun dayatmasıyla alındığı için değil.Maddesel anlamda değerli olması bile  gerekmez.Eğer sevgiye ihtiyacım varsa küçücük bir kart bile giderebilir bu açlığımı.Yok illa her ıncık cıncık gününde para harcayacağız diye ısrar edenlerdenseniz.Bu özel günlere harcayacağımız bütçeyi barınaklara ve çocuk esirgeme kurumlarına ayıramaz mıyız ?Hem en büyük sevgililer onlar,hem çok ihtiyaçları da var.
Duyacağımız o muhteşem  mutluluk hissi de cabası.
Denemeye değer.

Garipçe Köyü.

Aman yarabbim o ne kalabalıktı.
Kızılay çadırı misali kahvaltı servisi hele?
Arabayı park etmeyi bırak,yürümeye yer yok.
Neyse ki lokum kalabalığa karşı beklentilerimizin üstünde bir performans sergiledi :)
Sonra anladık kalabalığın nedenini.O nasıl manzara, o nasıl bir keyif..
Son zamanlarda geçirdiğimiz en güzel pazardı diyebilirim.Hatta hızımızı alamayıp bi de Poyrazköy yaptık Lokum rahat rahat yüzsün diye :) Oradan ananemize uğradık.eve geldiğimizde ilk kez Lokum'u böyle yorgun gördüm.Uyudu hatta :)
Bir güne 3 mekanla ancak enerjisini atıyor benim oğlum.
Kimden geçti bu gezentilik  huyu bilemiyorum ki :)











Cuma keyfi ve ev halleri...

Cuma akşamı can kardeşim ,ahretliğim (anane tabiri:) ,Simoşim geldi.Oğlumuz Luca'yla.
Luca'yı geçen sene 8 şubat'ta Ersan'la sokaklardan kurtardık.
Onu ilk bulduğumuzda Kemerburgaz'da bir ormana terkedilmişti;sayısız açık yarası vardı.
Ona bakabileceğine ve sabrına tek inandığım insan sahiplendi. Simge evini,kalbini,hayatını açtı.
Yaralarını iyileştirdi.Sevgisiyle eğitti.Zor zamanlar aşıldı.Çok sabır gösterdi.
Şimdi Luca o günlerden çok uzakta bir evin bir oğlu.
Bizim oğlumuz.
Arada Lokum'u paralasa da abi o sever de döver de :)
Isırmışlığı yoktur Lokum'u.Ama Lokum'a dısardan bir köpecik yanlış yapmaya görsün :) Koruma güdüsü yüksek bir oğlan.Yaşadıklarından sonra bu hali mucize bizim için.
Böyle bir mucizeye imza atmak ,işte bu en büyük mutluluk .
Fotolar bizim evden :)







canlarım benim.