17 Şubat 2011 Perşembe

Bugünün süprizi

2 senelik evimizin tüm tesisatının değişeceğini öğrenince çok üzüldüm,yapılacak işleri öğrenince delirdim.Sinirlendim.Ertesi günden korkarak uyudum.
Sabah şu görüntüyle uyandım, yataktan mutlu kalktım.Hatta sevdiceği uyandırdım bu şarkıyla zorla dansettirdim .Delisin sen nidaları işittim.Daraay diraaayy dedim, kikirdedim.
Ustaları gülümseyerek karşıladım.Şaşkınlık yarattım :)
Sonra canımı sıkacak saçma bir telefon aldım.Acısını sevdicekten çıkardım.Daha lafım bitmeden pişmanlığını yaşadım.Gönlünü aldım.
İçerden gelen gürültülere aldırmadım kendimi telkine çalıştım.
2 saat sonra şu manzaralarla karşılaştım.
ebeveyn banyosu

ana banyo

Bitmez burası diye ağladım.Nasıl temzilenir diye karalar bağladım.Çalan kapıyı açtım.Bir zarf aldım,kenarından yırttım,dost süpriziyle karşılaştım.

Poster olmuş fotomuza baktım.

Defalarca Güzin'imin yazdığı notu okudum , çok duygulandım.

Tekrar fotografa,tekrar nota baktım.Bir kez daha anladım.
"Böylesine için akarak sarılabileceğin biri varsa hayatında ve seni sevgisiyle - bağlılığıyla kutsayan bir oğlun..Dostların varsa en umulmadık anda süprizlerle karşına çıkacak,değirmenlere karşı yanında durabilecek..Ailen varsa boşluktan kendini sırt üstü bıraktığında tutacaklarına %100 inandığın.Sağlığın varsa tüm bu güzellikleri duyarak,soluyarak,görerek yaşayabileceğin.Şükretmek gerek.Sadece şükretmek ve derin nefesler almak.."

Kocaman derin nefesler aldım.Annemin harmanladığı çayı demledim.Dostlarla yudumladım.Ustalara izzeti ikram yaptım.Herkesi yolculadım.İnşaata dönmüş evime baktım.Hatırladıklarımı unutmadım.
Bu notu yazdım.
Bu şarkıyı dinledim..
Herşey biter hayat kalır dedim.
Kaydımı yayınlarken Güzin'i aradım.

16 Şubat 2011 Çarşamba

Ev arama sorunsalı..



Ev arıyorum.Gerçi sürekli arıyorum. :)
Şu evi aldığımızdan beri gün yüzü görmedik desek yeridir.(belki ben muhite bir turlu alısamadığımdan herseye sarıyor da olabilirim) Bu evi almadan önce ne kadar da çok istiyorduk halbuki .İnsanın haleti ruhiyesi değişiyor..:)
Hatta o kadar değişiyor ki evin nerede olacağı konusunda bir türlü karar veremiyoruz.
İlk ataköy,yeşilköy diyorduk.Sonra ben tüm çevremize uzaklığından hallenerek vazgeçtim.
Sonra cihangir mi olsa dedik.Ersan park sorunsalı nedeniyle vazgeçti(ama ikna edebilirim)
Şimdi Etiler,Levent,Levazım,Sarıyer olabilir diyoruz.Diyoruz ama kocamın onca saat trafikte kalmasına da gönlüm razı olmuyor bir yandan.(Şirketimiz  ikitelli'de) En son 2 gecedir lokum'u gezdirme bahanesiyle keşfettiğimiz parkları nedeniyle Florya'ya da ısındım.(orası da deprem bölgesi gerçi)
Arada bahçeli bir ev olsun die bahçeşehir de diyoruz.
Kararsızlıklar silsilesinde boğuluyoruz.
Bana kalsa erenköy-suadiye arasında bir mekanda konuçlanır ömür geçiririm ama kısmet :(
Neticeye gelirsek..Köpek ve çocukla rahat edeceğimiz, avrupa yakasında (maalesef), nezih bir ilçe arıyoruz.Önerilere açığız :)

14 Şubat 2011 Pazartesi

Kızımız hamileeee :)

Bir pazartesiye 4 post fazla oldu farkındayım ama dolu dolu bir haftasonu ve pazartesi oldu :)
Bebişler geliyoo :)Sevgililer günümüzün en büyük hediyesi bu oldu.Kokuları şimdiden burnuma geliyor.
Son 20 gün.Çok şükür şimdilik hiçbir sorun yok.



Bunlar da seneler önce ki ilk bebeklerimiz.
2sini mutlak ölümden sevdicek kurtarmıştı.
Birini kordonuyla boğulmak üzereyken kurtarmıştı.Diğeri ise en son yavruydu.Uzun süren doğum esnasında sona kalınca plasenta suyuyla boğulmuştu.Nefes almadığını görünce yavrunun ağzıyla kendi ağzı arasına kağıt havlu koyup içine doğru çekmeye başlamıştı.Yaklaşık bir top havlu kağıt neticesinde bebeği hayata döndürmüştü.Hala hatırlayınca ağlamamak için zor tutarım kendimi,tüylerim diken diken olur.O minicik patilerin yeniden hareket ettiğini görmek gerçekten ilahi bir an.Bu adamı neden bu kadar çok sevdiğime dair sebep bulmam hiç zor olmuyor.

Şimdi yeni yavrular geliyor.Nasıl güzel bir heyecan,kalp çarpıntısı.
Hadi bizim güzel kızımız az kaldı 5 yavrunu da sağlıkla getir bu dünyaya.Onların da güzel kaderleri olsun.Senin gibi asil,özel olsunlar.
Beklemedeyiz.:)

Sevgiler günü.


Onlar benim canlarım.
Benden önce gelenlerim.
En kıymet bildiklerim.
Mutluluk sebeplerim.
Bir ömre sığmayacak kadar sevdiklerim.
Sevgililerim...


Ve bugün sözde sevgililer günü..
Mutlaklıkla zorunluluktan alınan hediyelerin,insanların ellerinde çiçek balyalarının,yemek organizasyonlarının psikolojik dayatmalarla yapıldığı gün....
Benim için sonsuz manasız.
Sadece sevgililer günü değil tek bir güne konuşlandırılmaya çalışılmış tüm günler manasız benim için.
Bende önemli olan "doğduğun ve tanıdığın" gündür.Bu yüzden sevdicekle yıllar sonra tanıştığımız gün evlenmeye karar verdik.
Evlilik hayatını baz alarak konuşuyorum.Ortak bir bütçe üzerinden yürütülüyor hayat.Çok şükür ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek standartlara sahibiz.Öyleyse bu her bilmem ne gününde hediye beklemek neden ? Hediye bir ihtiyacını gideriyorsa işlevseldir bence. Tüketim toplumunun dayatmasıyla alındığı için değil.Maddesel anlamda değerli olması bile  gerekmez.Eğer sevgiye ihtiyacım varsa küçücük bir kart bile giderebilir bu açlığımı.Yok illa her ıncık cıncık gününde para harcayacağız diye ısrar edenlerdenseniz.Bu özel günlere harcayacağımız bütçeyi barınaklara ve çocuk esirgeme kurumlarına ayıramaz mıyız ?Hem en büyük sevgililer onlar,hem çok ihtiyaçları da var.
Duyacağımız o muhteşem  mutluluk hissi de cabası.
Denemeye değer.

Garipçe Köyü.

Aman yarabbim o ne kalabalıktı.
Kızılay çadırı misali kahvaltı servisi hele?
Arabayı park etmeyi bırak,yürümeye yer yok.
Neyse ki lokum kalabalığa karşı beklentilerimizin üstünde bir performans sergiledi :)
Sonra anladık kalabalığın nedenini.O nasıl manzara, o nasıl bir keyif..
Son zamanlarda geçirdiğimiz en güzel pazardı diyebilirim.Hatta hızımızı alamayıp bi de Poyrazköy yaptık Lokum rahat rahat yüzsün diye :) Oradan ananemize uğradık.eve geldiğimizde ilk kez Lokum'u böyle yorgun gördüm.Uyudu hatta :)
Bir güne 3 mekanla ancak enerjisini atıyor benim oğlum.
Kimden geçti bu gezentilik  huyu bilemiyorum ki :)











Cuma keyfi ve ev halleri...

Cuma akşamı can kardeşim ,ahretliğim (anane tabiri:) ,Simoşim geldi.Oğlumuz Luca'yla.
Luca'yı geçen sene 8 şubat'ta Ersan'la sokaklardan kurtardık.
Onu ilk bulduğumuzda Kemerburgaz'da bir ormana terkedilmişti;sayısız açık yarası vardı.
Ona bakabileceğine ve sabrına tek inandığım insan sahiplendi. Simge evini,kalbini,hayatını açtı.
Yaralarını iyileştirdi.Sevgisiyle eğitti.Zor zamanlar aşıldı.Çok sabır gösterdi.
Şimdi Luca o günlerden çok uzakta bir evin bir oğlu.
Bizim oğlumuz.
Arada Lokum'u paralasa da abi o sever de döver de :)
Isırmışlığı yoktur Lokum'u.Ama Lokum'a dısardan bir köpecik yanlış yapmaya görsün :) Koruma güdüsü yüksek bir oğlan.Yaşadıklarından sonra bu hali mucize bizim için.
Böyle bir mucizeye imza atmak ,işte bu en büyük mutluluk .
Fotolar bizim evden :)







canlarım benim.

11 Şubat 2011 Cuma

missing & thinking

O yanakların kırmızılığına,
O sıkı sıkı sarılışına,
Saçıma taktığın sarı süse,
Özlem dolu küçük öpüşlerine,
İçimi acıtan,yüzümü aydınlatan cümlelerine ,merhametine aşığım.
Çok özlüyorum ,çok seviyorum.
İyi ki varsın be çocuk iyi ki...

Otorite zamanı.

Farkettim ki Lokum'un kendini güvende rahat hissetmesi için yaptığım herşey,gösterdiğim tüm çaba onun kendini köpek gibi görmemesi ve suistimal etmesi dışında hiçbir işe yaramamış.Bunu en son dün gece gösterdiği o sevimsiz şımarık , ben ne istersem o olur tavrıyla bana gayet net ifade etti.
Tasmasız rahat dolaşsın,enerjisini atsın diye Ersan'ı ikna için gösterdiğim çabayı yıllar önce gösterseydim şuan büyük ihtimalle Londra'da yaşıyor olurduk.Ersan'ın Denizli'de olmasını fırsat bilip gece gezmemizde açtım tasmasını ki koşsun enerjisini atsın. (gündüz avcılar sahilinde az gezmiş gibi) Önce sağa sola sataştı havlayarak.Sonra ağzına cam bi şişe alıp beni 15 dk peşinden koşturdu.Bırak dersin bırakmaz, gel dersin oyuna koşar.Tasmamı kendi ağzımda taşıycam telaşından elimi ısırır.Aman sen kimsin edaları.Arsızlığı resmen gözümü döndürdü.
Döndüm arkamı koşa koşa sitenin içine girdim. Lokum efendi de bi panik tıpış tıpış geldi peşimden.Taktım tasmasını ,uzatmasını kapadım.Yakın yürüme pozisyonuna getirdim.Sitenin içinde 5 tam  tur attırdım sanırım.O hızlandı ben yavaşlattım.O koşmak istedi ben adımımı iyice yavaşlattım.Önceden bogazını sıkmış gibi hırıltılar çıkarıp tasmayı gevşetmemizi sağlardı.Bu sefer o numarasını da yemedim.2.turdan sonra baktım düzelme var.5. turda mum gibiydi.Bu arada tasmalı otur bekle çalışması da yaptırdım.(Dısarda pek komut almaz kendisi.)En son turdan sonra  bir kaç dk açtım koş şimdi dedim koştu, eve gidiyoruz dedim hemen yanıma geldi, taktım tasmayı yine döndük eve.Yüzüne bakmadım bi süre evde ;gece burnunu kolumun altına sokmaya çalışınca yeter bu kadar dedim,sarıldım.İçim acısa da doğru olan bu.
Bugün çıkarken yine uzatmayı kapadım yakın mesafe yürüttüm.Sevimlilik başka ama arsızlığa tahammülüm yok.Sevgimi kullanma.
Bundan sonra böyle.Adam olacaksın Lokum başka şansın yok.

Tuten için..

Bu fotoyu görür görmez aklıma sen geldin Tuten'cik.
EOS 500D'nin ilk fotosu bu olsa ya :)

10 Şubat 2011 Perşembe

Kola da ister misin ?

Ben uyuyakalmışken çekilmiş.
Uyanık olsam da çekilebilirdi kanımca. :)
Hırsız Lokum.
video

O mu Bu mu Şu mu ?

DSLR bir fotograf makinesi istiyorum uzun zamandır.Vakti zamanında benim olan şimdi şirketin zulasına girdi :)
Yeni bir makina da karar kılmaya çalısıyorum.
Şuan için canon eos 500d üzerindeyim ama gönlüm eos 7d'den yana.. 
Sanırsam başlangıç olarak 500d gibi  bir model seçicem sonra ilerde değiştiririm profesyonelleşebilirsem.
Azimliyim başarırım bence :)
Önerilerinize açığım.

8 Şubat 2011 Salı

Gezenti Lokum.(vol 1)

Bir arkadaşımın özel isteğidir bu post.
Söylediğine göre bir daha dünyaya gelse  Lokum olarak gelmek istermiş :)
Yine aynı arkadas Lokum'un 19aylık yaşamında ondan daha çok gezdiği kanısında ve kıskançlığında. :)
Bu post Sülo'cum senin için.:)
Bu da Lokum'un (kısmi toparlayabildiğim bazı fotolarıyla) gezi rehberi ..
Eksiklerimiz var evet :)


P.S:Tarih sırasına göre yapmaya çalıştım ama karıştı :(
ataköy
altınoluk
hasan boğuldu




abant

moda

altınoluk

bitez

Bodrum Barlar sokağı

denizli

cunda

fenerbahce

gümüşlük

güzelce


kartepe
mazı


Ören

poyrazköy

Şile

Tekne Ege suları

Vadi muğla
çeşme altınkum


yeşilköy



Taksim







Son olarak ev ve bu kadar gezmeye enerjisi bitmeyen biricik mutsuz itim. :)



Beni lütfen daha çok gezmeye götürün annecim :ü


        Arada yeni fotograflar bulunca edıtliyorum :)


7 Şubat 2011 Pazartesi

Keyfe keder bi LokLok'um ben.

Güneş camdan vurunca içim kıpırdanır.Önce şansımı zorlarım hani belki anam olacak kadın gezmeye götürür.



hadi be annem bakışları atarım

uzun uzun bakarım son bi şansımı denerim
baktım annem ilgilenmiyo işte o zaman kendimi yerlere atarım

hafif mayışırım gözlerimi kısarım



gerinirim gerinirim

güneşten gözümü kaçırırım

yayılırım


biraz şaklabanlık yaparım bakarım biraz yumuşadı

şansımı yeniden zorlarım :)



Ve zafer..bana hayır demek ne mümkün :hufff